2 Haziran 2013 Pazar

MESELE BİR ARADA YAŞAMAYI ÖĞRENMEK-GEZİ PARKI PROTESTOLARI

Yıllardır askerle, terörle, toplumsal ayrılıklarla körükleyip yapılamayan şimdi olacak mı sanıyorsunuz.Sadece siz mi karşısınız haksızlığa ve zulme?Peki o zaman 28 şubat'ta nerdeydiniz?Amacınız zulme ve haksızlığa karşı çıkmaksa neden o zaman sustunuz ve destek verdiniz?Şimdi sessiz kalmakla suçladığınız medya baskıya ve zulme çanak tutmuştu o zaman.Neden o medyaya o zaman tepki vermediniz?Demokrasi dediğiniz şey düzenin sadece sizin istek ve arzularınıza göre şekillenmesi midir?Evet insanlar gösteri yaparken şiddete maruz kalmasın elbette, elbette kimse ölmesin bu gösterilerde.Ama azınlığın çoğunluğa hükmetmesi midir Demokrasi gerçekten.Yılardır mitingler,yürüyüşler,gösteriler yaptınız ve seçim sonuçları sizin isteğinizin aksi yönde çıktı her seferinde.Evet bu hükümet herşeyiyle 4-4 lük değildir.Evet hataları vardır.Ama burası Suriye, burası Tunus, Burası Mısır değil.Burada beğenmeyip devirmek istediğiniz hükümet halkın çoğunluğu tarafından seçimle iş başına getirilmiş bir hükümet.Hemde 3 defa ve muhtemelen seçim olduğunda yine büyük bir çoğunlukla seçeceği hükümet.Burada diktatörlükten bahsediyorsunuz peki tarihten hiç mi haberiniz yok.Ne dünya tarihinde nede ülke tarihimizde otoriteye karşı çıkmanın karşılıksız kaldığı bir dönem görülmüş müdür?O zaman Demokrasi bunun neresinde?Yani halkın çoğunluğu seçecek ama azınlık istemediği için yıkılacak.Neden çünkü bu partiyi destekleyenler cahil.Demokrasi onlara göre değil öyle mi?Bu düşünce 'Dağdaki çobanla benim oyum bir olmamalı' diyen süzme cahil bir anlayışın eseridir.O zihniyeti paylaşmak bile cahilliğin göstergesidir bence.Peki bu hükümeti seçenler ne yapar hiç düşündünüz mü?Buna izin verirler mi sizce?Hükümet'ten memnun değilsen çare seçim sandığı olmalıdır.Çünkü bugün sen isyan edersin sonra da ben ederim.12 Eylül nasıl oldu bu ülkede.Kimler çıkar elde ettiler gerçekten.Halk mı faydasını gördü?Türkiye'de ne zaman işler iyiye gitmeye başlasa birileri buna çomak soktu.Bakın dünyanın gelişmekte olan veya geri kalmış ülkelerine durum hep aynıdır.Nerde bir karışıklık ve savaş varsa orada küresel güçlerin bir planı daha sonra kendini gösterir.Neden Fransa'da veya Avrupa ülkerinde göstericiler polis zoruyla dağıtıldığında ve polis şiddete başvurduğunda bizi eleştiren Avrupa ülkeleri aynı tepkileri vermiyorlar.Çünkü halkın isyanında haklı olması veya haksız olması onların umrunda değil sadece karışıklık çıkması ve bundan elde edilecek faydaya bakıyorlar.Hükümeti devrildi diyelim yerine de sizin destekledikleriniz geçti.Ne olacak o zaman herşey günlük gülistanlık mı olacak.Sahi siz kimi destekliyorsunuz?Kim gelsin başa istiyorsunuz.Halkın iradesimi yoksa askeri vesayet mi gelsin yeniden?Sahi şu anda halkın seçtiği hükümet başta, seçim olsa yine değişen bir şey olmayacak.Ne yapacaksınız.Bu ülkede bu parti gider yerine başka isimde başka bir parti kurulur ve seçimde yine bugün olmasada eninde sonunda ki çok gecikmeden o parti tek başına iktidara gelir.Yani seçim sizin isteklerinize göre değil halkın çoğunluğuna göre sonuç verir.Ha bununda çaresi var evet.Ya seçimleri kaldırırsınız ya da yapılacak yasayla insanları sınıflara ayırıp herkesin oyuna değer biçip sizin gibi düşünelerin oyunu 3 oy sayar karşı tarafın oyunuda 0,5 oy sayarsınız ve seçimlerde galip gelirsiniz.Bunada demokrasi dersiniz.Halkın tercihi dersiniz.Diğerlerinin tercihlerine ve yaşam biçimlerine saygısı ve tahammülü olmayanların kendi istek ve arzularına saygı duyulmasını ve yerine getirilmesini beklemesi ne kadar samimiyet barındırıyor olabilir ki?Ben samimiyetinize inanmıyorum.Ben bilginize güvenmiyorum.Ben derdinizi anlamıyorum.Çünkü herşey çok yapmacık ve planlı geliyor.Sorun parti sorunu değil.Sorun birlikte yaşayabilme sorunu.Bu halk cahil değil, bu partinin gerçekten iddia edildiği gibi samimiyetsiz olduğunu düşünürlerse o zaman yerine daha iyisini çıkaracaklardır.Oy vermek basit ama etkili bir yöntemdir demokrasilerde.Kim samimiyete güvenmezse oyunu vermez olur biter.Başka türlü yollar aramak nedir?Demokratik haktır gösteri yapmak evet fakat seçimle işbaşına gelmiş hükümeti devirmek için fazlası gerekir.Seçim gibi!!!Halkımızın soğukkanlılığını koruyarak davranması yıllardır belkide yüzyıllardır körüklenen ayrılıklarımızın aslında bizim güzelliğimiz olduğunu unutmamaları gerekir.Farklılıklarımız bizi biz yapan bir arada tutan parçamızdır.Biz bir arada kimse kimseyi dışlamadan yaşamayı öğrenebilirsek, biz kendimiz için istediğimizi diğerleri içinde istersek ve hakkı ve doğruyu çıkarlarımıza,heveslerimize ve aidiyetimize göre değilde Hakk'a göre belirleyip ona göre davranırsak bir arada yaşamak tadına doyulmaz bir hal alacaktır.Mesele hükümet devirmek değil mesele bir arada yaşayabilmeyi öğrenebilmektir.Çünkü hükümetler gelip geçer ama halklar hep aynıdır.

17 Eylül 2012 Pazartesi

Kaos-Sosyal Medya Dedikleri ve Medya-Bildiğimiz Medya

     Konu:Eh işte bildiğimiz medya ve onun kendi çıkmazları.    
     Aşağıdaki haberlerden herhangi birisini tek başına, birkaçını bir arada veya hepsini bir arada görmem hiç fark etmiyor hemen toplum mühendisliğinin o pis kokusunu alıyorum.Gerçi artık büyük bir çoğunluk bu tip haberlerle gaza gelip istenen kargaşanın oluşmasına izin vermiyor.İşin ilginç yanı bu tip haberler ben kendimi bildim bileli ve hatta ben bilmeden çok öncelerden beri ülkemizde hep yapılır ve halkımız bu haberlere ciddiyetle bakar ve istenen sonuca gidecek olan tüm davranışlarda bulunurdu.İşte bu yüzden Sivas Katliamı, 1 Mayıs Katliamı  gibi katliamlar ve nice acı olaylar yaşanmıştır.Ülkemizin başındaki belalara 5-10 terör örgütü ve bunların yandaşlarının oluşmasına zemin hazırlamış bir çok olay tezgahlanmış ve artık günümüzde bunlardan pek çoğu sebep-sonuç ilişkisi açıkça görülecek bir şekilde komplo teorisi kavramını aşmış ve açığa kavuşmuş olmakla birlikte kendini bu toplumun zihninin en derinlerine saklamış ve hala gizli kalmış bir çok olay ve kavram toplumun gelişmesinin önünde Berlin Duvarı misali yükselmektedir.Öyle ki bu tip olaylar daha sonra ne kadar kati delile dayanarak açığa çıkarılmış ve gerçek ve tezgah ortaya çıkarılmış bile olsa hala Berlin Duvarının arkasında yaşayan güruh 'tarafından komplo teorisi olum bunlar hepsi dış güçlerin oyunu' diyerek gerçeğin üstü bizzat kandırılan tarafından tam da kandıranın istediği şekilde kapatılmakta ve tezgahçıların istediği yönde hareket etmek için sebepler bizzat kandırılan güruh tarafından ortaya kendiliğinden atılmaktadır.
        Aslında bu ve benzeri tezgahlar dünyadaki her ülkede (hemde gelişmiş-gelişmemiş ülke ayrımı olmadan) toplumun yapısına göre meydana getirilip o toplum büyük planın bir parçasının uygulayıcısı olarak kendine karşı kullanılmaktadır.

           Öncelikle aşağıda Türkiye'de çıkan bazı olayları ve bunların haberlerini sıralamak istiyorum.

İtü sözlükten bir entry:

"son dakika
bir kuduz vakası da çorum'dan
yobazlar şimdide çorumda su içen iki alevi vatandaşımızı cadde ortasında linç etmek istediler."

(görsel: islam hoşgörü dinidir/424096)

Gerçi ciddiye alınıp devamını getiren bir entry patlaması yok.Orda bile gaza gelinmemiş.

Burhaniye Alevi Kültür Derneği başkanının basın açıklamasından bir parça


Daha dün Malatya Doğanşehir’de, Aleviler şehri terk etmeleri için tehdit edildi. Alevi ve Sünni vatandaşların birlikte yaşadığı Sürgü Beldesi’nde bir ailenin evi taşlanıp camları kırıldı, evin yanındaki ahır yakıldı. oruç tutmayan Alevinin evi İstiklal Marşı söylenerek saldırıya uğradı. Olayın şokunu atlatamayan Evli Ailesi, tekbir getirip sloganlar atan 250- 300 kişilik saldırgan grubun ‘’Sizi Sivas’taki, Madımak’taki gibi yakacağız’’ diye bağırdığını söylediler. “Bizi öldürmeye gelmişler, zaten adamların amacı belliydi. ’Kürtlere ölüm’, ’Alevilere ölüm’, ’Sizi burada barındırmayız, gidin buradan, gitmeseniz de biz sizi öldüreceğiz’ diyerek bizi tehdit ettiler, diyerek korkularını dillendirmişlerdir.
Evli Ailesi’nin fertleri korku içinde elektrikleri kapatıp gizlendikleri evde, jandarmanın öfkeli kalabalığı dağıtmasını bekledi. Beldedeki jandarmalar kalabalığı dağıtmakta yetersiz kaldı. İşçi,emekçi,öğrencilere biber gazı sıkmakta cömertçe davranan güvenlik güçleri, Sürgü’deki saldırgan guruba çok cimri davrandı.
    Bu gün ise Çorum’da sokakta su içen iki genç linç edilmek istenmişitir. Bu saldırganlığın sonu ne zaman gelecek?

Çorumdaki linç girişimi için konulan fotoğraf

O olayların ardındaki provokasyonu STAR ortaya çıkardı

Linç fotoğrafı diye sunulan fotoğrafın 30 Ağustos 2006'da Lübnan'a asker gönderilmesini protesto eden Öğrenci kolektiflerinin eyleminde çekildiği tespit edildi.

Haberjet internet sitesinin konuya açıklık getiren haberi:

http://www.haberjet.com/NewsDetail.aspx?NewsID=835175


Facebook üzerinden provokasyon
01.08.2012 - 14:25 
ÇORUM / CHA
Sosyal paylaşım sitesi Facebook üzerinden paylaşılan bir haber, Çorum'da tepkilere neden oldu...

Malatya'da meydana gelen kargaşanın ardından provokatörler sanal sitelerden paylaşım yapıyor. "Yobazlar şimdi de Çorum'da... Cadde ortasında su içen iki Alevi vatandaşımızı linç etmek istediler" başlığı ile yayınlanan bir haber, Çorum polisini de harekete geçirdi. Olası bir provokasyona karşı tedbir alan Çorum İl Emniyet Müdürlüğü'nün haberi yayınlayan ve sahte isim kullanan admine dava açtığı öğrenildi. 

Konuya ilişkin bir açıklama yapan Çorum Hacı Bektaş Veli Vakfı ve Alevi Kültür Merkezi Başkanı Nurettin Aksoy, sosyal paylaşım sitesi üzerinden yapılan "Yobazlar şimdi de Çorum'da... Cadde ortasında su içen iki Alevi vatandaşımızı linç etmek istediler" başlıklı paylaşılan haberinin provokasyon olduğunu kaydetti. 

Haberin asılsız olduğunu ve Çorum'da insanların birbirlerine saygı çerçevesinde yaklaştıklarını belirten Nurettin Aksoy, "Biz barışın, huzurun yer aldığı, insanların birbirlerine hoşgörü ve saygı gösterdiği bir şekilde yaşamayı sürdürmek istiyoruz. Bu amaçla da üzerimize düşeni yapacağımızdan kimsenin kuşkusu olmasın. Tahriklere kapılmayacağız, barışı bozanlara fırsat vermeyeceğiz. Planlı olduğu çok açık bu haberi yapanları kınıyoruz. Çorum'u huzur kenti olarak tanıttık bunu da devam ettirmeye kararlıyız. Kardeşlik ve beraberlik kolay kurulmadı, yıktırmaya da niyetimiz yok." şeklinde konuştu. 

İl genelinde faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları ise yapılan paylaşıma büyük tepki gösterilirken olayın Malatya'da yaşanan kargaşadan sonra yapılmasının büyük bir provokasyon olduğunun açık bir göstergesi olduğunu aktarıyor.

Star gazetesinin konuya açıklık getiren haberi:
(arşivde haberi bulamadığım için link veremiyorum)


ZAFER KÜTÜK / STAR Malatya'nın Sürgü beldesinde 28 Temmuz günü Ramazan davulcusu ile bir Alevi aile arasında meydana gelen gerginliği provokasyona dönüştürme çabalarının ardından yurdun dört bir yanında meydana gelen benzer olayları, güvenlik kuvvetleri mercek altına aldı. Malatya'daki davulcu krizinin hemen ardından Muğla Dalyan, İstanbul Şişli, Edremit ve Çorum'da meydana gelen Alevi-Sunni, Türk-Kürt çatışması gibi sunulan olaylar uzman ekipler tarafından büyük bir titizlikle incelendi. Bu tür olayların internet ve sosyal medyada hızla yayıldıktan çok daha sonra gerçeğin ortaya çıktığına ve ileri sürülen iddiaların yersiz olduğuna dikkat çekildi. Olayları tek tek inceleyen güvenlik birimleri Suriye'de yaşanan iç savaşını şiddetlendiği günlerde meydana gelen bu tür olayları toplum mühendisliği çabası olarak değerlendirdi.
İŞTE SON BİR HAFTADA GÜNDEME GELEN GERGİNLİK HABERLERİ

28 Temmuz Malatya. Sürgü beldesinde gerçekleşen olay çatışma haberlerinin başlangıcı oldu. Alevi-Sunni gerginliği pazarlanmaya çalışılan olay Ramazan davulcusu Mustafa Efşi ile "Davul çalma" meselesi yüzünden Alevi, Evli ailesi arasında yaşandı. Baba Hasan Evli oğlu Servet Evli tarafından darp edildiğini ileri süren davulcu Mustafa Efşi, jandarma karakoluna giderek şikayetçi oldu, darp raporu aldı. Ertesi gün arkadaşları ile birlikte Evli ailesinin evinin önüne giden Mustafa Efşi ve arkadaşlarına jandarma müdahale etti. Arbedede arkadaşlarının hırpalanmasına öfkelenen yaklaşık 50 kişilik gruptan bazıları Evli ailesinin evini taşladı. Ancak, jandarmanın müdahalesiyle olay kontrol altına alındı. Bu olay sosyal medya ve bazı gazetelerde Alevi-Sunni çatışması olarak işlenmeye çalışıldı. Evli ailesinin evinin 150-200 kişilik bir grup tarafından kuşatıldığı ve linç edilmek istendikleri şeklinde sunuldu.  Ancak grubun 50 kişi olduğu, olayın mezheple ilgisi olmayan aileler arası sürtüşme olduğu ifadelerle ortaya çıktı. 

HEM İDDİA HEM FOTOĞRAF YALAN
Bu olaydan sonra benzer bir olay 31 Temmuz günü Çorum'da meydana geldi. Su içen iki alevi gencin linç edilmek istendiği ileri sürüldü. İddia sosyal paylaşım siteleri üzerinden aralarında bir gazetecinin de bulunduğu kişiler aracılığıyla sunuldu. Halkı galeyana getiren bu iddialar "Bir Kuduz Vakası da Çorum'dan. Yobazlar şimdide Çorum'da, su içen iki Alevi vatandaşımızı cadde ortasında linç etmek istediler", "Yobazlar Şimdi de Çorum'da cadde ortasında su içen iki alevi vatandaşımızı linç etmek istediler. Ama unutmayın! Dövülseler de, sövülseler de, yakınsalar da, Aleviler bu ülkenin yüz akıdır" şeklinde paylaşımlarla dile getirildi. Ancak hem iddianın hem de kullanılan fotoğrafın gerçek olmadığı anlaşıldı.  Linç fotoğrafı diye sunulan fotoğrafın 30 Ağustos 2006'da Lübnan'a asker gönderilmesini protesto eden Öğrenci kolektiflerinin eyleminde çekildiği tespit edildi. 

   Star gazetesinin o günkü provokasyonlarla ilgili haberinde kullanılan diğer bölümleride aşağıda veriyorum.
Görüleceği istenilirse bu haberlerin ilk çıkışları ile ilgili haberler belki bulunabilir, belki bulunamaz.Evet ilginçtir, bu haberlerin kaynağı ve benim daha önce okuyup bir yere kopyalamadığım fakat tekrar bakmak istediğim bazı haberlerin sayfalardan kaldırıldığına şahit oluyorum.Bu normal görülebilir faka bence normali haberi kaldırmak değil aksine haberin doğrusunu ilintili olarak verip, konuyla ilgili tezkip yayınlamaktır.Tabi bu gerçek niyeti habercilik olup ta yanlışlık sonucu veya aceleye geldiği için kontrol edilmeden verilen haberler için geçerli oluyor.Bu tip kötü niyetli ve bilindik tezgah haberleri kaldırılıyor.Belkide biz bu haberleri yapanları eleştiren bir yazı veya haber okurken aslında bu haberi yapanların (haberi kaldırdıkları için) kınamalarını okuyoruz.Aklıma George Orwell' ın 1984 adlı romanı geliyor.O romandaki ana karakter olan Winston Smith' in görevi kendisine verilen eski haberleri devlet politikasına göre yeniden dizayn edilmiş halini düzenlemekti.Yazarı saygıyla anıyorum.

Neyse bir haber daha var onuda vermezsem olmayacak.
Aşağıda direk açıklayıcı habere yer verdim.



http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=21481218&tarih=2012-09-16

TRT’ye çirkin saldırı
16 Eylül 2012



Yukarıdaki resim twitter da bir kullanıcı taradından paylaşılmış.

Çok bariz bir pislik kokusu ta monitörümden burnumun direğini kırıyor.

Şehit askerler için düzenlenen tören üzerinden TRT’ye çirkin bir saldırı düzenlendi. Montajlanmış bir fotoğraf TRT’nin haberiymiş gibi sosyal medyada yayıldı ve tepki topladı. Ancak gerçek farklıydı.

Afyonkarahisar'daki patlamada şehit olan askerler için Gülhane Askeri Tıp Akademisi'nde (GATA) tören düzenlendi.  Türk bayrağına sarılı şehit cenazeleri törenin ardından ambulanslarla ve askeri cenaze araçlarıyla GATA'dan çıkarıldı ve Etimesgut Askeri Havalimanı'ndan memleketlerine gönderildi. Konvoyun havalimanı nizamiyesine girişinde, polis memurları saygı duruşunda bulundu. Bu anlar gazeteciler tarafından görüntülendi ve tüm medyada paylaşıldı.
Ancak o görüntüler üzerinden sosyal medyada TRT’ye çirkin bir saldırı düzenlendi. Konvoyun fotoğrafı montajlanarak haberin sunuş şekli farklı gösterildi.
Üzerinde oynanmış fotoğraf, son dakika gelişmesi olarak verildi ve TRT Haber’in olayı, “Şehitlerimiz memleketlerine uğurlanıyor: Şehit cenazeleri yeni açılan kavşak ve duble yollar sayesinde artık daha kısa sürede memleketlerine ulaştırılıyor”  diye yayınladığı gösterildi.
Bu görüntüler kısa sürede sosyal medyada yayıldı. TRT’nin şehit haberini bu şekilde verdiğini düşünenler olaya tepki gösterdi. Ancak gerçek farklıydı. hurriyet.com.tr’ye konuşan TRT yetkilileri “Bugün Başbakan ve Cumhurbaşkanı’nın açıklamaları dışında son dakika haberi vermedik. O fotoğraf montajlanarak yapılmış çirkin bir saldırı” dedi. 

hurriyet.com.tr'nin haberinin ardından TRT Haber açıklama yaptı:

"Sosyal Medya'da en hassas konumuz olan şehitlerimiz vesile edilerek TRT Haber'e yönelik iğrenç bir sahtekarlık kampanyası yürütülmektedir. Şehitlerimizin ruhlarıni incitecek bu alçak kampanyayı başlatan ve ona alet olan maşalarla yargı önünde hesaplaşmak boynumuzun borcudur. Kamuoyumuza saygıyla duyurulur."


Bu da resmin orijinali, öylesine koydum.TRT şehitlerin cenazeleri ile ilgili bir son dakika haberi yapmadığını beyan etmiş zaten.

Bu fotoğraf ortalığı karıştırdı


Peki bu haberi kimler yaydı derseniz size sadece hürriyet gazetesinin konuyla ilgili hürriyet gazetesinin diğer haberinden bir kaç sütun.


MUHARREM İNCE'YE AİT FACEBOOK HESABINDA YAYINLANDI
TRT'ye yapılan bu saldırı sonucunda sosyal paylaşım sitelerinde iktidar ve TRT hakkında ağır ifadelere kullanıldı. CHP'li Muharrem İnce'ye ait Facebook hesabından da paylaşılan bu fotoğrafın altında iktidara yönelik ağır eleştiriler yöneltildi. Ancak bu kare sonrası TRT'nin açıklama yapması sonrasında bu fotoğraf karesi Muharrem İnce'ye ait olan Facebook hesabından kaldırıldı.
CHP DE GERİ ADIM ATTI
CHP'nin resmi Twitter hesabından da paylaşılan bu kare sonrası TRT'nin;  "O fotoğraf montajlanarak yapılmış çirkin bir saldırı" şeklindeki açıklamasının ardından CHP'nin hesabından o fotoğraf karesi kaldırıldı. 

(Zannımca bu CHP nin neden iktidar olamadığının açık sebeplerinden biridir.)(Bu sadece zan.)
     
      Bu sosyal medya dedikleri ile insanları nasıl etkileyebileceklerinin deneyini yapıyorlar bence.Artık televizyon ve gazetlerin yerini facebook,twitter gibi örnekleri çoğaltılabilecek paylaşım siteleri alıyor.Ve ben Mısır, Tunus, Libya örnekleri ve Türkiye'de bizzat twitter ve facebookta gördüğüm uydurma haberlerden sonra neden 'sosyal medya' dediklerini anlıyorum.Sosyal medya 'insanlara paylaşım sitelerini bilgi kaynağı olarak kabul ettirmek için konulmuş aldatmaca bir sıfat o kadar.Ve tabi böyle yapmalarının sebebi ne kadar etkili olabildiklerini görmek ve sınırları belirlemek.Elbette bizler evimize fare girdiğinde onu içindeki eşyalarla bırakıp gidemeyeceksek sırf bu şekilde kullanılıyor diye paylaşım sitelerinden vazgeçecek değiliz.Fakat daima her konuda uyanık olup bir haber gördüğümüzde bunu başka kaynaklardan da araştıracağız.Bu çok zor bir şey değil zaten.Haberin kaynağı nihayetinde internet ve sadece yeni bir sayfa veya sekme açıp google amcayı çağırmamız yeterli.

  Artık sadece gözümüzü, kulağımızı dört açmamız yetmez.Pcmizi, notebookumuzu, tabletimizi, telefonlarımızı ve en önemlisi zihnimizi dört değil on dört açmalıyız.

Eskiden bir söz vardı. ' Zaman kötü, kolla .....' diye.Tam yerini şimdi mi buldu ne bilemiyorum artık.

Selamlar.





















13 Eylül 2012 Perşembe

'Yeni Dünya Düzenine' hoşgeldiniz

Barroso:'AB devlet olmalı'.


.....Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso, Avrupa Birliği'nin bir ulus devletler federasyonuna dönüştürülmesi gerektiğini söyledi. Böylece 'Avrupa Birleşik Devletleri' kavramı üst düzey bir yetkili tarafından ilk kez resmi olarak dile getirilmiş oldu. Barroso, AB'nin icra organı olan Komisyon'un başkanı sıfatıyla yaptığı yıllık konuşmasında "Şimdiki gibi devam etmemiz gerekçi midir? Bazı üye ülkelerde gençlerin yüzde 50'sinden fazlasının işsiz olduğunu görmek gerçekçi midir? Bizi ileriye götürecek gerçekçi yol, bizi daha güçlü ve daha bütün yapacak olan yoldur. Gerçekçilik, hedeflerimizi karşımızdaki güçlüklerin düzeyinden aşağıda tutmamaktır" dedi.
Çalkantılı dönemlerde ulusun savunmasını sadece milliyetçi ve popülistlere bırakılamayacağını ifade eden Komisyon Başkanı "Ben halkların kendi uluslarıyla olduğu kadar, Avrupalı olmakla da gurur duyacakları bir Avrupa'ya inanıyorum" diye konuştu...

Böylece AB deki ekonomik krizlerin suni krizler olduğu ve tek devlet fikrinin önündeki muhalefeti kırmak amacıyla daha yüksek refah umudu pompalamak suretiyle halkın desteğini arkalarına almak için çıkarıldığını anlamış bulunuyoruz.Sırada dünyanın diğer bölgelerinin federe devlet olması ve ardından dünya konfedarasyonu.Yani anlayacağınız 'Tek Dünya Devleti'.Zaten diğer bölgelerde planları çoktan uygulamaya koydular bile.Bop bariz olanı sadece. Şimdiye kadar bunu iddia edenleri komploculukla suçlayanlara 'Yeni Dünya Düzenine' hoşgeldiniz diyorum.Rabb'im elbet bozguncuları bozacaktır.